Türkiye’deki radyo yayıncılığının öncüsü TRT Radyo, 95 yıllık tarihi serüvenin canlı tanığı (1)

TRT Radyo, 6 Mayıs 1927’de “İstanbul Radyosu” ile başlayan Türkiye’nin radyo yayıncılığı tarihinin öncüsü konumunda. TRT Radyo Dairesi Başkanı Ahmet Akçakaya, bu yıl Dünya Radyo Günü’nün “Radyo ve Güven” temasıyla kutlanacağını belirterek, kendilerine duyulan güvene layık olmak için çalıştıklarını söyledi.

Küresel düzeyde en çok tercih edilen kitle iletişim aracı olmaya devam eden radyonun, insan çeşitliliğini yansıtma ve demokratik bir ortam sağlama açısından taşıdığı öneme dikkati çekmek amacıyla kutlanan “Dünya Radyo Günü”nde her sene farklı bir tema işleniyor.

Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Kurumuna (UNESCO) üye devletler tarafından 2011’de ilan edilen ve Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda 2012’de “uluslararası gün” kabul edilen 13 Şubat Dünya Radyo Günü bu yıl “Radyo ve Güven” temasıyla kutlanıyor. Ana tema altında üç alt tema konusu ise “radyo gazeteciliğine güven”, “güven ve erişilebilirlik” ile “güven ve radyo istasyonlarının sürdürülebilirliği” şeklinde belirlendi.

Türkiye’de ilk radyo yayınları “muhterem samiin” anonsuyla başladı

TRT Radyo Dairesi Başkanı Ahmet Akçakaya, Türkiye’de radyoculuğun geçirdiği serüvenleri TRT Ankara Radyosu stüdyosunda AA muhabirine anlattı.

Akçakaya, Türkiye’de radyoculuğun İstanbul’un Fatih ilçesinin Sirkeci semtindeki Büyük Postane’de 6 Mayıs 1927’de “İstanbul Radyosu” adıyla başladığını ve buradan yapılan yayınların “muhterem samiin” anonsuyla başladığını söyledi.

Bu yayının, evlerden ziyade Büyük Postane önündeki kalabalık tarafından dinlendiğini aktaran Akçakaya, alıcıların çoğalmasıyla radyonun popülaritesinin arttığını belirtti.

Ankara Radyosu’nun 1928’de yayına başladığını ve 1938’de ise Sıhhiye’deki binasına taşındığını hatırlatan Akçakaya, aynı yıl İstanbul Radyosu’nun yayınına ara verdiğini ve 1949’da inşası tamamlanan Harbiye’deki İstanbul Radyoevi ile yeniden hizmete girdiğini kaydetti.

Akçakaya, İzmir Radyosu’nun ise 1950’li yıllarda yayın hayatına başladığını ve bu yıllardan itibaren bölge radyolarının da çoğalıp devreye girdiğini belirterek, şunları söyledi:

“1970’li yıllarda radyo bir tek kanal olmaktan çıkıyor. 2’nci, 3’üncü kanallar 1980’li yıllarla birlikte geliyor ve 1980’lerin sonlarında Radyo 1, 2, 3 ve 4 olarak 4 kanallı bir radyo haline geliyor. Diğer yandan ‘dış yayınlar’ dediğimiz yayınları, Türkiye’nin Sesi Radyosu yayınlarını bir kenara atmamak lazım. Onlar da Türkiye’nin ve Türkçenin nağmelerini ve avazını dünyanın dört bir yanına yayıyor. Çünkü göçler ya da çalışmak için yurt dışına çıkışlarla birlikte Türk vatandaşları, dünyanın pek çok yerine ulaşmış oluyor. Bu vatandaşlara kendi seslerini, ana vatanın seslerini ulaştırmayı da dış yayınlar sürdürüyor ki dış yayınlar, bugün 40’ın üzerinde dilde yayın yapıyor. Dünyada en çok dilde yayın yapan belki ilk 10 radyodan birisi TRT radyoları.”

“RTÜK’e kayıtlı bine yakın radyo kanalı var”

Akçakaya, 1990’lı yıllarda açılan özel radyoların yayın hayatına çok büyük zenginlik kattığını vurgulayarak, özel radyoların, daha yerel, bireyden bireye ve toplumun daha alt gruplarına da hitap eden daha renkli bir sesi dinleyicilere ulaştırdığını ifade etti.

Türkiye’de, Radyo ve Televizyon Üst Kuruluna (RTÜK) kayıtlı bine yakın radyo kanalının bulunduğunu ve bunun dünya çapında önemli bir sayı olduğunu aktaran Akçakaya, “Uluslararası toplantılara, Avrupa Yayın Birliği ya da Asya Yayın Birliğinin toplantılarına katıldığımızda, ülkemizdeki istasyon sayısını, radyo sayısını verdiğimizde büyük bir şaşkınlıkla karşılanıyor. Aslında bu, Türkiye’nin ve bu toplumun kişisel iletişiminden çok, bu tarz iletişime de ne kadar hazır, candan ve genetik olarak da buna uygun olduğunun açık göstergesi demek ki.” diye konuştu.

Akçakaya, daha sonra TRT FM’in kurulduğunu ve bu radyonun AB grubu dinleyiciler tarafından yıllardan bu yana, açık ara en çok dinlenen radyo olduğunu dile getirerek, şu bilgileri verdi:

“Türkiye’de radyoculuk denince elbette akla ilk TRT radyoları gelir. Çünkü TRT radyoları, gerek Radyo 1’le gerek tematik kanalları, yani Nağme, Türkü ve Radyo 3’le lider konumdalar. Aynı zamanda Türkiye radyolarında tematik radyoculuk dediğimizde, TRT Nağme ve TRT Türkü ağırlıklı gittiğimizde, üretimimizin çok büyük bir kısmını kendimiz yapıyoruz. Yüzlerce sanatçımız var. Elbette piyasada üretilen eserleri ve çalışmaları da değerlendiriyoruz. Çünkü bu alanda müzik üretimi nerede varsa ve kendi standartlarımız ile repertuvarımıza uygunluk teşkil ediyorsa mikrofonlarımızda bunlara da yer veriyoruz. Dolayısıyla zengin bir arşivimiz var.”

“TRT Radyo arşivleri dijital ortama aktarılıyor”

TRT radyolarının kamu yayıncılığı anlayışıyla Türk ve dünya edebiyatının seçkin ve özgün eserlerini radyo tiyatroları ve arkası yarınlarla dinleyiciyle buluşturmaya devam ettiğinin altını çizen Akçakaya, radyonun insan fıtratına en yakın iletişim araçlarından biri olduğunu söyledi.

Akçakaya, dijital yayıncılığın gelişmesiyle TRT radyo arşivinde bulunan içeriklerin bu alana da aktarıldığını belirterek, böylece daha genç hedef kitleye ulaşıldığını ve onların taleplerini karşılamaya yönelik yayıncılık yapma imkanına kavuşulduğunu kaydetti.

Henüz tanıtımı yapılmadığı halde 7 binin üzerinde aboneye ulaşan “TRT Dinle” isimli uygulama sayesinde, Türk sanat müziği ve diğer müzik türlerinin yanı sıra söz yayınları ile sesli kitapların da dinleyiciyle buluşturulduğunu belirten Akçakaya, arşivde kalan eserlerin de en kısa sürede restore edilerek bu mecraya aktarılacağını bildirdi.

“Salgın döneminde radyo dinlenme oranı arttı”

Akçakaya, Kovid-19 salgını döneminde radyo dinlenme oranlarında büyük bir artış yakalandığını ve en fazla radyo dinlenen zaman dilimi sayılan işe gidiş ve dönüş saatlerinin dışında da yayınların takip edilmeye başlandığını belirterek, “Bunda pandemi ile toplu taşımalar yerine kişisel araçları kullanma eğiliminin artması bir etken, evlerde kalma süreleri de büyük bir etken.” dedi.

Salgın döneminde TRT radyolarının daha yoğun çalıştığını ve salgına karşı toplumsal bilinç ve farkındalığın artması amacıyla 500’e yakın kamu spotunu hazırlayıp yayınladıklarını anlatan Akçakaya, bu spotların Radyo Televizyonu Yayıncıları Meslek Birliği (RATEM) ile Türkiye’deki 600 radyoda aynı anda yayınlanmasını da sağladıklarını kaydetti.

“Radyo, Türkiye’de en güvenilen iletişim ve medya aracı”

Akçakaya, UNESCO’nun Dünya Radyo Günü için bu sene belirlediği “radyo ve güven” temasının çok doğru bir seçim olduğuna işaret ederek, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Çünkü yapılan araştırmalar ve en son 2019 RTÜK araştırması bize gösteriyor ki radyo, Türkiye’de en çok güven duyulan iletişim ve medya aracı. Ayrıca aynı araştırmalarda, hem güven endeksinde ilk sırada olan hem de Türkçeyi en doğru ve en yaygın şekilde kullanan kanal olarak TRT radyoları seçilmiş. Bu, bizim varlık nedenimizi, niye hala sürdürebildiğimizi gösteriyor. Dün olduğu gibi bugün, bugün olduğu gibi yarın da bu güvene layık olmak için hem Türkçenin bayraktarlığını yapmaya hem de güven yurdu olmaya TRT radyoları devam edecektir.”

Türkiye'deki radyo yayıncılığının öncüsü TRT Radyo, 95 yıllık tarihi serüvenin canlı tanığı (1)
Türkiye'deki radyo yayıncılığının öncüsü TRT Radyo, 95 yıllık tarihi serüvenin canlı tanığı (1)
Türkiye'deki radyo yayıncılığının öncüsü TRT Radyo, 95 yıllık tarihi serüvenin canlı tanığı (1)



Yorum yapın

SMM Panel PDF Kitap indir